7 Kasım 2009 Cumartesi

ışığa uçar bütün pervaneler...

sanatın en musiki yanına kendimi kaptırınca hem değmeyin keyfime, hem de dokunmayın gözyaşlarıma :) biz bu zıt kutupsal yaklaşımda pek mutluyuz, zira dökülenler de mutluluk gözyaşları..

hani alttan alttan gelen haffi duygusal bir nağme, duygusal bir sahne görmesin gözlerim.. çek burnunu, gülümserken de haydii bakalım sil bakalım gözünün yaşını şeklinde seyre dalıyorum..
zaten gece benim, keyif benim, ışık benim..
istediğim gibi ışıldarım da, ağlarım da..
hatta pervane olup uçabilirsem de ne ala.. ;)

17 Ekim 2009 Cumartesi

gülümse..hadi gülümse..

iyi ki yazıyorum, yoksa düşünceleri nereye sığdırabilirdim acaba?
hoş buraya dökülenler şiddetin neredeyse vasat altı bir dilimi ama olsun, ana başlıkları bile geçmek belki size değil ama bana yarıyor...prensesliğim kurusun... o da kurudu kurumasına gerçi de olmadı mı olmuyor bazı şeyler.. zorlamamak mı gerek, zorlamamayı bilmek mi gerek, bunu biliyorum yalanına mı inanmak , ya da her neyse.

bu hafta belki muayyen bir zihniyetle hem kendimi hem etrafımı ateşe veriyorum.. ama gülümsememe bazen kendim bile kanmıyor muyum..? aman kimse bilmesin, ama bir başıma bana çaksın şimşekler, kazayaklarıma kuvvet ben yine basmalıyım kahkahayı..

gerçi yazar da boşuna dememiştir; özetle, "hayatın altüst olduğunda sonu geldi sanma, nerden biliyorsun altının üstünden daha güzel olmadığını" diye..

yaa işte böyle..herkes kanar da kendin asla değil mi..
herkesin derdiyse zaten kendi başından aşkın,
yine bir başınasın prenses,
dünyanın tonlarca derdi bir yana sen öbür,
gülümse ve keyfini sür...

*********




"Arada bir bir yanım
Kaçsam diyor uzağa
Katsam diyor önüme
Canımı yorganımı..
Arada bir bir yanım
Düşsem diyor tuzağa
Geçsem dünyanın derdini
Varsam cennetime diyor.."

7 Ekim 2009 Çarşamba

organize işler bunlar..

bilinçli verilmiş bir aralık zamandan sonra tuş takımının tıkırında yeniden yol alıyoruz sanırım.. bir aralık zamanın ben kendi adıma hakkını ziyadesiyle verdim.. sıhhat ve afiyetle diyelim :)

neler neler yapadı ki piiiirenses :)

misal, uzun zamandır kurduğum mutlak monarşi yönetimim tam da en sevdiceklerimi yuvada gördüğüm zamanda kısmi terör estirmeme *her ne sebepten neden olduysa oldu ama, hoşgeldiler hoşgittiler inşallah.. tatildi göz açıp kapayıncaya kadar bitti, ya ondan, ya da kızsal mazeretler işte! ;) kusur işlediysek affola..

e zaten alışmaya çalışmakta olduğum bunca yeni düzenek varken, bu kadar kusur kadı kızında da olur değil mi? allah çirkin şansı versin!

ya sıpa the jr'la geçen bir düzine güne ne demeli, iyi ki gelmişsin kuzu.. unutmuşum jr zamanlardaki fırtınaları,geldin ateşledin ucundan, biraz da dinledin gitti.. artık bir kulağından mı, yoksa canla başla mı kendi bilecek..lakin sevgimiz baki! hem de feci :o)

gelgelelim ekim ayının gelmiş geçmiş en şahane en post-modern ve en özgün bekarlığa vedasının kuratörü olmak da pek keyifliydi hani.. katılımcılara mı, emektarlara mı yoksa heyecanımızı pek sükunetle karşılayan esas kızımızın yine de uyumlu olmasına mı teşekkür edelim bilemedim.. tabi ki mutlu dükkanın mutlu mamüllerinin payını unutmamalıyız.. herşey sevgi içinde olunca ne yorgunluk kalıyor ne bişi.. çok sevgiliydi herşey ama çok!

Bence gönüllerden tam puan aldık, gerisi boş.. asıl gün gelip çattığındaysa ohh değmeyin keyfimize dediikkk; hem çenesi düşük bilmem kaç asırlık dostluğumu pekiştirdik hem de dokuz sekizlik gecemizde eğlendik de eğlendik!
Canımıza değsin..!

Ve yorulduk da durduk mu dersek; o ne mümkün! Pek sevgili dostlarla pek sevgili bir Pazar keyfini hakkıyla yaşadık ve bel ağrısıyla evimize döndük! J (döndük derken, taaacımla beraber prenses olan ben)

Demem o ki;
Organize işler bunlar (herkesin harcı olmayan) ve içimize işler bunlar (pek tabi haklı bir gururla)...

Dipnot: Sorarım o zaman hey hat! Araba nerde? Para nerde? Pekii... kız nerde? ;=)

13 Eylül 2009 Pazar

Pazar Keyfi :)

Pazar gününün en sevdiğim yanı - hele de hava böylesi kasvetli iken- aslında bilmemkaçıncı fincan ama adı sıcacık "keyif" çayı olanını yanıma alıp, istriye koltuklarıma gömüldüğüm ve dünyaya açıldığım anlar.. mümkünse arkafonda bir çizgifilmle.. :) pazar demek, pazartesiden önce gelen en kıymetli zaman demek. Bünye mümkün mertebe yoga etkisinde.

ohh diyorum, şu an ziyadesiyle dünya bana güzel diyorum...

******
aslında tüm haftanın içimde patım patım patlayan ve rüyalarıma dahi adeta "enjekte" olmuş düşüncelerimle geçmesi, bir boşluktan ziyade kafamın ne denli dolu düşüncelerde olduğunu gösterdi bana.. herşeyi kafamda bu kadar kurguladığımı bilmiyormuşum meğer, meğer kendimle ilgili farkında olmadığım bir sürü ayrıntıcık varmış.

neyse ki keşfettim.

demem o ki, sadece eksik olan B12'ye yormam haksızlıkmış bazı şeyleri. Dünya etrafımda döner sandığım anlarda da prenseslik tasladığım kadar da değilmişim hani. Bunları da bu "boş" hafta anladım. Anladığıma yandım yanmasına ama şimdi bunlardan arınıp, pazar keyfimi yeni başlangıçlarıma hazırlanmaya bağlıyorum.. bağlayabilirim de sanıyorum..

******
yeni başlangıçlar demişken biraz paylaşmaktan zarar gelmez sanırım.
yine bir sayfayı kapatıp diğerine gidiyor prenses, tacı yine saçlarının üzerinde (aman diyim düşmesin :)).. elemtere...

kariyerimde taze başlayacak yeni bir hikaye önsözüm var, bir öncekimin sonsözüne bağlanan.
umarım yaptığım değişimle beraber bu kez tebdil- mekan ferahlığı kaplar içimi..
hazır içimde bu kadar enerji hala varken, kendimle hala iyi geçinebiliyor ve destekliyorken..
istek, azim hala cepte bunu da biliyorum.. sel de götürmemişken hazır, ben hazırım bekliyorum..

******
bana şans dileyin!!!! :))

******
siz şansı dilerken(!) ben de bu yolda benimle olan herkese teşekkürlerimi iletebilir miyim.. :)
en başta "disko topu"m ve "şans bambu"m.. sonrasında "yanımda olan" hepiniz.
seviyorum..sizi de, sevmeyi de..
teşekürlerimle.. ;))




24 Ağustos 2009 Pazartesi

elmyra sendromu


Ah, sen yok musun!

Yüzyılın son tartışmasından –hoş hattı zatında tatlıya çoktan bağlandı ama- kendime dersler çıkartmakla meşgulüm hem de sabahın bu saatinde.
Lüzum da yoktu hani, ama işte çırpı dediğin zaman diliminde teker teker diziliverir ya cümleler; sen söylersin o söyler, havada tin tin eder..
Dar alanda başlarsın paslara, iki topuk bir ayak! Başlarsın da; gol yoktur ortada..

Ne zaman bakayım prenses neler yazmış dersen o zaman görürsün ama; ben bu mayhoş, komik, trajik ama kalp kırmayan minik söylem (ki halk dilinde nutuk da deriz) için teşekkür ederim.. önemli olan yüzler, sözler değil anafikir, orda da hem fikirsek ne ala..(!)
dam üzeri saksağan hesabı..

Olur bazen, dolambaçlı yollar, gelir bazen o kız dağdan döne döne,
Olur böyle, renkli ve mikrofonik,
Sen çekinme, vur beline kazmayı :)

Ah mir’im,
o bir yana, şu bir yana, gelmişizdir yine haftanın başına..
geceden kalmadır gülümsemesi, yazılır gider, geriye hoş sedası kalır..
Tınlar içinde tınnnn tınnn tınnnn…

Gökten üç elma düşmüş, düşmüş de nerelerdesin?
Ah, sen yok musun!!!

Ps. code Elmyra ;))

22 Ağustos 2009 Cumartesi

pek sihirli değnek

açık fonlardan mıdır bilmiyorum ama sormayınız; içim pek açık, ruhum pek açık, yüzüm pek aydınlık.. ya da acaba pek solar etkiden midir, yoksa ruhumun derinliklerinden gelen pek sesim midir sorgulamıyorum ama iyi ki varsın dileklerim peri kızının eline geçmiş pek sihirli değneğe bu kez.. değmek gerek bazen, bir dokunuşla neler canlanmamış, neler parıldamamış ki.. nasiplendiysek ne olmuş! pek güzel olmuş :)

******

havaysa yavaştan kışa doğru çevirdi yüzünü..ama şehre serinliğiyle hoşgelen rüzgarlar aslında yazın yorgunluğunu almak üzere programlanmış olmalı.. al eline kitaplarını, ayaklarını kalp seviyesinden yukarı kaldır; perdenin altından ayak parmaklarının ucuna değdikçe serinletirken, sen rahatlamana bak.. çok sebeplenmeden, bırak kendini..

******

yeniden yapılanıyorum bu aralar.. aklımı içime çevirdim, yüzümüyse güneşe. pozitifim, pozitifsin, pozitif..! dedim ya, peri kızı sihirli değnekle hazır buralardayken, ellerimi kollarımı açabildiğim kadar açtım, açtım ki bahanelensin, bu zamana kadar durduğu kabahatken ve hazır şimdi zamanıyken, dokunabilsin...

******

mutlu cumartesi akşamları ;)

"o beni prenses peri sanıyor..
ne hata yapsam geri sarıyor..
mitolojiden biri sanıyor..
bendeki de saç, o taç görüyor "

3 Ağustos 2009 Pazartesi

under construction..

Sanırım bir varmış bir yokmuş kara pembesi zamanlarımın miyadı doldu.
Çok berrak bir halet-i ruhiye için açık fonlar peşindeyim.
yolum açık olsun,
bir sonraki post'un fonuna doğru pruva..

hoşgelişler olucak,
kıssssacık bir aradan sonra :)

****
it's gonna beeee... wait for it...!