27 Temmuz 2009 Pazartesi

Dalya!

Yüzüncü postu ben sizlere gizli bir gururla sunarken, aslında birikmişliğimden muzdarip, bir "yine yol göründü gurbete" melodisindeyim..siz farkında değilsiniz...

aslında üşengeçliğim olmasaydı, kutlu doğum haftasına denk gelecekti,
28. yaş, 100.yıl marşım..
vay be, şansım kendimden büyükmüş meğer..!

geç de kalmış olsam,
yıllar, yollar, yaşanmışlıklar..
izlerim, sözlerim, yazlarım, kışlarımla yön bulup, yön verip..
benimle devam etmeye varsanız,

o halde her yeni günü ümitle kucaklamaya devam..
hem kırılgan, hem acemi.. bir söyleyip, bin gülmeye de.. :))

*****
bu da günün acemi istek parçası;

"Gözyaşlarım içime içime akardı
O buna aldırmadan keyfine bakardı
İstedim yalnız bir kez yanıma yataydı
Hiçbir şey yapmasa da elimi tutaydı .."

:))

8 Temmuz 2009 Çarşamba

bir sürü haller içinde halim...

fikren ve hile ile tüm kaleleri zaptedilmiş, teğet geçen krizin global dönüşüne yenik, hala ve hala to do list'i kabarık bir insan figürüyüm.. evim evim güzel evim bir dokunuşuma hasret, ben bin ah işitir miyim ya da uyuyan devi uyandırır mıyım derdindeyim.. ihmal diz boyu...

tüm zamanlar torbaya girmiş de, yaz bir koşu almış başını gitmiş.. yetişme derdindeyim ama ne mümkün... sahi, bir ben mi sıkıştım bu kadar :) minik takvim notlarımda bir yaz coşkusu, cıvıldır öter, bağlasan durmaz..

e tabi kendi ekseninde yoğunluk bu denli doz aşımına uğrayınca, akşamıma mani olmuş bir kür sürecinde aklımdan yine bana dair neler geçirdim neler.. düşüncede bencillik diz boyu...guya söz verdim, derinlemesine inmek yok, yüzeyde kalalım diye ama yine de akıl bu, hattı zatında hile ile zaptolmuş, eseni yapıyor, eseni düşünüyor.. bana da kurgusu kalıyor ne diyim..

acaba bir düzenim var derken gerçekten başka bir düzen beni bozuyor mu, ben kolay geçişlerin ustasıyım derken hayat adaptasyon eşiğini yükseltiyor mu, yoksa alışmaya çalıştığım birşeyler mi beni korkutuyor.. zamanın geçmesine aldırmayı boşuna kaybettiğim zamanlarda bırakalı hayli olmuşken, yine geçen zamanın hazin ara çıkışlarına takıldım bu aralar.. hep hatırlatmasa kendini olmaz..

yok yok, bağımlı - bağımsız tonlarca değişkene insan bir ömür verse bu denkliği çözemez... "assume that" ile başlayıp "trial-error" ile devam etmeyi o kadar iyi öğretmişler ki psiko-teknik tarafım semi-teknik tarafıma savaş açarken bocalamam yine bundandır..

serde huzur olsun, sağlık olsun..
ki var,
yine zamana bırakmadan bulmayacak yolunu zaten sular :)
yoksa ezber bozulur, aman diyim bocalarız..

******
sözün özü, ada sohbete boğuk...
ne de olsa;

"bir muhabbet, bin can demek, buralarda eğlenmek..."

14 Haziran 2009 Pazar

ben bu yaz..

sabah sabah bu şarkı nereden takıldı dilime derken tarihe baktım.. e takılmakta da haklıymış, istememde de.. haziranı da yarılamışız ama olmaz ki.. şehir sürekli "güneşimden kaç" temposunda koşarken nasıl da çaktırmıyor geçen zamanı...
evet evet, ben bu yaz erkenden bronzlaşmak istiyorum! bunun için tdl ve gerekli aksiyon planlarına ise bu haftayı mütaakip başlıyorum... iktisatın kıt kaynak anafikri cebimizde, bulunduğumuz haftayı hakkıyla geçirip önümüzdeki maçlar için hazırlık yapalım diyorum...

walla ne bikini modeli taramak derdim ne de gözünü sevdiğim trendlerim; ama ben bu yaz sırf ver D vitaminine coşkuyu, almayan beri gelsin diyorum! zira B12 de bundan hakkını almalı elbet :o)

elime mum diken?

*********

"Ben bu yaz bronzlaşmak
Kendimle uzlaşmak
Yer yer yozlaşmak
Uzaklaşmak istiyorum

En çok satan kitaplar elimde
kendime yönelmek istiyorum
denizden çıkıp yeni bikinimle
üşümek ürpermek istiyorum

Yansın ayağım kumlarda..sönsün günlerim mumlarla..
mavi turuncu tonlarda..toplansın dalgalar kumsalda..!"

4 Haziran 2009 Perşembe

çilekli günler... :)

İyi ki geldin yaz… ya da sonunda geldin mi ne!
tamam yıldan giden aylar, ömürden giden günler demek ama olsun..
sen hoşgel, uğurlu gel.. bu bize yeter.

Çileğin kokusu mudur yazı neşelendiren, yazın neşesi midir bu çileği tatlandıran..
Çözemedim kaldım :o)
Yoksa paintball etkisi mi bu çilek renginde atışlarla sobelenirken!
Neyse ne,
Güzel mi güzel, tadından yenmiyor!!

Hoş geldin cuun, volume 3 olmuşuz…
Şükür ki blogşansımız hala açık, blogbahtımız ise açılma potansiyelinde..
Su yolunu bulurken, içine biraz çilek katıp kokteyl hazırlayalım diyorum..
Kaldıralım kadehi, bu da bu yazın şerefine olsun!

********
"Aşkın bir tarifi olmasa seni nasıl anlatırdım
Mütemadiyen anar mıydım adını
Bilirsin hassasımdır konu sen olunca...

Gözlerindeki bereketli toprakta açmak gibisi var mı
Sen hayatımdasın ya bundan böyle benim içim acı tutar mı

Varlığın öyle bir sevinç ki burnumda çilekli sakızımın kokusu
Dertlerimi sayfa sayfa savurdum mümkünse gelmesin yenisi
Zaman ne demek adını sende unuttum biliyorsa söylesin birisi
Gel saklanalım hiç bir ayrılık bulmasın bizi.."

25 Mayıs 2009 Pazartesi

İst-Bcn-İst

"geç kalmış post..."

kıssadan hisse bir tatil arası aslında valiz dolusu sorularıma kendiliğinden geliveren çözümleriyle döndürdü beni ülke sınırlarına. halbuki biraz tanıdık, biraz kaçamaktı geçen zaman.. sorularda, cevaplar da öyle...havasına suyuna, insanının güzelliğine diyecek laf bulamadık ara sokaklarında çikolatalı kuruvasanla kahvemizi yudumlarken... ama mekanlar, yüzler, soluduğumuz havamız değişse de, istanbul yüreği orda da bırakmadı peşimi...ya da dostum izmir..

farkına varmaktan korktuğum herşeyi yüzüme bir bir vuran dost yürekler içimi kabartırken, iyi niyetine yandığımın dünyasında "buldum" diye şıklattım parmağımı! sanki ben buldum. bayılırız ya maletmeye herşeyi, bu da ucundan buyrulup yakılanından... halbuki aslında doğa ne müthiş bir olgu. herşey orada.. tüm cevaplar tüm şekiller.. tüm zeminler.. tüm makyaj... hepsi elimizin uzandığı, gözümüzün gördüğü yerde..bakmıyoruz!

iyi de prenses yorulmadı mı acaba, sormazlar mı adama...her seferinde yıkıl yapıl..yoruldu.
prenses der ki; zemin kaymaya müsaitse, ne yaparsan yap, güzellik makyaj güzelliğinden başka ne olur ki..

derken, derken, derken...

dağıldı bulutlar.
pufff diye dağıldılar... bir anda dağıldılar.
gökyüzüne kilitlendim.

herşeyin bir zamanı varmış meğer.. :)
oysa biz hep yeniden keşfe çıktık dünyayı.. zamanında keşfedilmişi varmış...

demem o ki, barselona güzeldi.
şimdi istanbul daha güzel.. istanbulun en güzel zamanı şimdi..!!

*** to be cont'd... ;) ***

14 Nisan 2009 Salı

yine akşam...

yıllar sonra hani bu satırları da evirip çevireceğim ya-yolumuz varsa daha gidecek- eminim bir garip hikaye de o an olacaktır cebimde yaşanmayı bekler. bu devran hep böyle dönüyor ve dönecek.. hoş ben çözmesine çözdüm kum tanesinin derdini de, yine de yağmur şemsiyeyi ters çevirmeden şekil bozulmuyor; nasılsa rüzgar çarptıkça istediği kayadan istediği kadar alıyor payını.. kayalarının üzerini dönmeyen şemsiyelerle koruma derneği açalım diyorum...
yaşamayı bilmeyenin söz hakkı olmasın, gülmesini bilmeyen dükkanını açmasın, dünya malı dünyada kalsın be kuzum... üstünü kapatması öğretildi ya hep, duruma alış dendi ya; varsın öyle olsun, bu oyunun kuralları hiç değişmedi, aman yeni icatlar çıkmasın.. birilerini bozmasın.
"içinde enkazlar dolu biriyim ben; tek derdim can çekişenlerden..." derken yazar, yıllar yıllar önce de aynı dertten muzdaripti zaten :) bu da üstel paragraf sağlaması.
herkese mutlu paskalyalar ;)
adaya rüzgar nerden eserse, oradan tutuyor benim başım...

***************
"vurulur gönül dediğin bir kuş kaçamam,
mazim bu kadarmış bozdurup harcayamam
değeri var her şeyin altından satamam,
ben unuttum dünü geçmişle yatamam
yine akşam yanıyor yansın sigaram, yine aşk var dönüyor dönsün dünyam
istemem ziyaret etme kalbimi bir daha...
anladım sen çok büyüksün sana göre değilim,
bir boy eksik bir beden küçük ben sana göre değilim
benim aklım kıt deliyim anlayamam, benim aklım zor sorsan cevaplayamam
yine akşam yanıyor yansın...."

6 Nisan 2009 Pazartesi

"bahar"at :)


"hoşgeldin bahar la la la
hoşgeldin dostum la la la
neşe getirdin la la la
dünyaya lalalalalalala"


********

yani şu pazartesinin kendi şahsı yetmiyormuş gibi havamızda bir bahar bir bahar sormayınız.. yeter içimiz daraldı, yağmur is pus pis, soğuk,kasvet,keder..

nisan gelmiş neyime..
ben de araya fon muzikleri aldım napiyim..
hayata bazen mikrofon gerek...
arada oksijen gerek..güneş gerek azizim!


ekin mevsimi geldi mi geçiyor mu bilmiyorum ama ben biçerdöveri hazırda tutuyorum :))
havaaaa sana söylüyorum, nisan sen anla....

********
one april day,
we'll go miles away
and I'll turn to you and
I'll say....