1 Ocak 2011 Cumartesi

ikibinonbir!

çok sakinim, sakin uyandım, zaten kış gibi değil ki etraf günlük güneşlik! yeni yıl ambiyansına eksi puan var cepte. acaba bu sukunette bir gariplik mi var diye düşünüyorum ama heyecanlı olsam neden bu kadar patırdıyorum diye sorgulardım sanırım.. insanogluna her zaman bi çelişki tozu bulaşmıştır kanımca, hamurumuz dinlenik değil, kabahat kabartamayan tozda.. ;)

son saatlere fişim çekik girsemde, gerisayımda bir kuvvet kaltım ayağa, demekki genel seyri sakin ama son dakika coşkularıyla dolu bir yıl olacak :) hiç şikayet etmem, böyle de fena çıkarım yaparım.. :)

efendim, sakin görünsekte içimizde bir kımıl heyecan zinciri de yok değil tabi, sadece dışa vurmaktansa huzurun içime kaçmasını ordan da sadece gözlerime yansımasını diliyorum.. sonunda hep gülen, gözler olsun!

ikinci yarıda şansımızı bahtımızı güzelleştiren bir önceki yılın hakkını yemeden yeni zamana yine gülen gözlerle merhaba demek olsun..

tek sayıların uğuru, yaştaki üçüncü deste ve daha gidecek çok yol var diyebilmenin özgüveni ile yeniden hoş gelsin ikibinonbir..

ve paytak penguenler aşkına, daha fazla hayat dolu olsun! ;))


7 Kasım 2010 Pazar

dünya dönüyor sen ne dersen de..

ben diyeyim yoğunluk ya da kuru kalabalıklık, siz deyin metropolik zaman kayıpları, adı her neyse, öyle bir kendine çekiyor ki insanı, yalnız kalabildiğin; deşifre olup çözülebildiğin alanları işte böyle ihmal ediyorsun.. gerçekten bu şehir insanı kafein gibi içine içine çektikçe ve ben yaka paça da olsa çıkmaya çalışmadıkça daha çooook hayıflanırım..

biraz metropolik çözümler bulayım o zaman diyorum, ama elime defter kalem almaya bile üşeniyorum.. yorgunum..

ne kadar çok şey yaşarsan o kadar tecrübeleniyorsun o ayrı ama her tecrübeyi de aldığın kararlarla ve seçtiğin yollarla sen şekillendiriyorsun aslında. dünya dönüyor ama aslında dönerken seni de çeviriyor.. sen de döndükçe birşeyleri daha görüyorsun.. hay bin çıkarım!

hattı zatında, dünya dönmeye devam ederken, ben de gördüklerime bir yenisini daha ekleyip yorulmaya, yorulurken yoğrulmaya devam ediyorum..ama çözümlemeler için üşenmeyip biraz daha çalışmalıyım sanırım..

post dünyasına hayırlı uğurlu olsun,
hayata bu sefer de başka bir tarafından bağlanıyorum :)



özel not. ben bu kadar yorgunum derken bir çırpıda yorgunluğu unutturan güzelliklerimin varlığını yadsıyorum sanılmasın! iyi ki doğmuşsun ve dünyam dönerken manzarama takılmışsın ;)

21 Ekim 2010 Perşembe

limon sıkacağı..

Yazmaya yazmaya üzerine çekiyorsun yazmamayı , sonra büyütüyorsun düşünceleri, hababam rüyalar görüyorsun, olmuyor dedim.
Silkin ve kendine gel dedim!.. Arayı açmak kolay ama tekrar ucundan tutup birleştirmek cesaret ister!.. dedim.

limonları sıkmaya ara verdim, ve geldim.

Zaten bunca zaman neden bi üşenmişlik kapladı bilmiyorum, oryantasyondayım, ondan herhalde.
Mevsim geçişine, mevsim geçişlerime oryantasyonda.
Bir de havalar bu denli değişim halinde olunca, değişen halet-i ruhiyelerimin yanlış anlaşılmalara meydan vermesine çekinmişlikten sanırım.
Neyse, alkolsüz düz çizgide yürümek değil marifet.. kaldığımız yerden devam.

hattı zatında neler olmadı, neler değişmedi,neler düşünülmedi, neler bezdirmedi, neler güzelleşmedi ki..
ama en tümden gelirsem, İstanbul sen mi büyüksün ben mi savaşında, düşününce “vayy be..” dediğim altıncı yıla adım atarken bir de baktım elde var bu şehrin sömürü arzısı olduğu.
gerçi dolu taraf prensibinde, en azından, beş yıllık kalkınma planı sona erdi.. kalkındık mı tartışılır ama dip toplamda "anlamlı,dengeli ve doyumlu" gidiş yolundan birkaç puan hak etmeliyim, itiraz hakkım baki :)

Şimdi sıra yeni projelerde..
düşünmekten bir gün bir yerlerime bir şeyler olacak ama ben azimle kıvrımlarımı gerekli gereksiz zorlamaya devam ediyorum..biliyorum biliyorum, ben bunu hep yapıyorum..

şu yolunu bulan suya diyorum, bir süre kendimi bıraksam..?
her güne zinde başlamak için de suya bir parça limon atsam!

:)

27 Haziran 2010 Pazar

hoşgeldin cuun vol4

zamanın koşması değil sorun, sorun benim arkasından koşma çabamda.. her yaz başlamadan ben bu leylekleri ne ara havada görüyorum da gözümü dikip bakıyorum bilmiyorum! bir dahaki sefere biri beni uyarsın lütfen, zira temmuzu görmeden sonbahar yorgunuyum :)

hem planlı hem plansız, hem sürprizli hem alışılmış bir hoşgeldin cuun vol 4 yazısı olmadan haziranı kapatamazdım.. varsın bu kez bahanesi satırlara değmesin, varsın biraz kıssadan hissesi kalsın, olsun mu olsun ama detayı kimseyi bağlamasın.

ama en güzel haziran bu haziran.
daha güzelini yaşayana kadar,
diyorsam, bir bildiğim var :)

25 Mayıs 2010 Salı

gölgelerin gücü adına..

içimde yüzyıllar biriktirmişim de mataf birşey yapıyormuşum gibi mi görünüyorum oradan bilmiyorum ama bu aralar sadık bir ada sakini(!) olduğum kesin. durdukça yazası gelir mi insanın, yazdıkça da yazası.. içime tükenmez kalem kaçtı.

ama diyorum, her günü ayrı piksellerde yaşarsan olacağı bu işte.
buna dolu dolu yaşamak mı diyorlar?
biraz boşa koyuyoruz gibi ama :)

sinirim geçti aslında,
ya da aslında sinir miydi doğru kelime bilmiyorum..
kalbini acıtan şeylerin gülümseme olarak yüzüne vurmasından önceki son güç denemesiydi sanırım, bunu da bir dosttan aldım..

biliyorum, huzuru taşıyan sevimli sempatik kareler yakındır, yoldadır.
varsın pikseli düşük olsun,
yeter ki huzuru içinde olsun..

yoksa piiirenses she-ra'ya dönecek,
hem de; gölgelerin gücü adına ;)


24 Mayıs 2010 Pazartesi

sinirli post

sinirlenip isyan etmek neye yaramış ki bana çözüm olsun.
zaten bendeki bu kördüğümü de çözebilene aşkolsun.
teker teker ne geliyorsa sağlı sollu,
karşı durmaktan, kenara kaçılmaktan ve
paşa paşa yaşamaktan başka ne yapabilir ki insan.
normal bir insan...
iyi bir insan...

ne gelirse gelsin,
isterse en yakınından gelsin,
fabrika ayarları bozuksa değiştirmekten başka çare yok sanırım..

neyseki,
burası benim dünyam!
bu yüzden yüzünü güneşe çevirip hayata hala teşekkür edebilecek cesareti var.
ayaklarını dibe vurmadan daha yükseğe nasıl çıkılır diye sorgulamayan bir cesareti.

olmayanlar derdine yanarken, buyurup burdan da yakabilir:

http://fizy.com/#s/1ajexf

konuşmadan önce, cümle kurmayı bilmek
sıçramadan önce, neyim var neyim yok diye bir kez daha düşünmek için.

kimsenin kolay bi hayatı yok.
ama hala hava bedava.
o da, nefes almasını bilene..

sanırım bu kadar.

23 Mayıs 2010 Pazar

...

öyle anlar vardır ki, orda öylece kalsın, dursun zaman istersiniz.
hiç beklenmediktir, zaten beklentisizliğindedir güzelliği.
hem içiniz rahattır, ruhunuz sakin,
hem dünyanız dertsizdir, cümleleriniz ihtişamsız,
hem içindesinizdir hem de dışarı çıkmak da serbestsiniz.

*********

yorumsuzum ama huzursuz değil.
uykumu da ziyadesiyle aldım.
serde iyilik var sadece bunu bilirim.
bir de sağlık.

sağlığımıza.



"Ne güzel süpriz bu böyle, hoşgeldin
Boşver çabalama,konuşmak zorunda değilsin
Hem hareketlerinden,küçücük mimiklerinden,
Kalbini okurum ben

Bütün gün yataktaydım,yüzümde yastık izi
Seninse geçmişinde binlerce ağır yenilgi
Çok şaka yaptıysam, aslında korktuğumdan
Beni zaten tanırsın sen

Derler ki,bir yerden sonra
Acımaz daha fazla......
"