22 Ekim 2018 Pazartesi

Ağaç Yaşken Eğilir

Ağacı sev, ona iyice dokun.
Çünkü o, bu hayatın bilgesi.
Gölgesi, nefesi, yeşillenmesi ise bu bilgenin en kıymetli üçlüsü.
Bilgelikle bize diyor ki aslında, gölgesinde huzur olanı sev.
Seni çok ışıktan koruyanı, ruhuna serinlik katanı, sırtını dayanacağını.
Kim olursa , bil ki , seni senden sakınır.
Nefesini derinden aldıranı sev.
Tüm hücrelerine dolan havayı sana sağlayanı.
Rahatlatanı, dinginleştireni, nefesi şifa bileni.
Bil ki, tüm doğallığıyla, hayat hazinesi ile gelmiştir.
Yeşillendireni sev.
Seni renklendireni, içinde çiçekler açtıranı, kalbini güzelleştireni, ağzını tatlandıranı.
Kelebeklerine, kuşlarına yuva olanını.
Bil ki, bir damla su versen, sana dünyaları verir.
Nerde bir dal görsen, gölgesine yerleş, derin bir nefes al..
Sonra yüzünü göğe çevir ve yeşile bak.

Bilge ağaçlar ve yaşken eğilen çocuklar.
Dünya varlığınızla güzel.

21 Ekim 2018 Pazar

Bir sürü haller içinde..

Katı, sıvı, gaz.
Güç, yaşam, hayal.
Varlık , yolculuk, düşünce.
Duruş, akış, nefes.
Sabır, coşku, huzur.
Dogum, yaşam, göç.
Kimine göre maddenin üç hali,
Kimine göre hayatın tanımlaması.
Nerden baktığına ,
Neyle anlamlandırdığına göre değişip
Kimliklere,
maddelere bürünür.
Mühim olan her geçişte ne kadar farkında olduğun olsa gerek.
Dengesi yani.
Kesin yargısız,
Peşin hükümsüz,
Kifayetli,
Ama biraz sindirerek,
Ama biraz tadımlık.

17 Temmuz 2018 Salı

Gece Yolcusu Penceresi

Oldum olası gece yolculuğu büyüsüne inanıyorum.
Sadece varış noktasına ulaşmak değil, yolculuğun kendisi de bir başka oluyor.
Karadan ayrı, havadan ayrı..
En kendine kaldığın , en kendin olduğun vakittir ya gece.
Belki onun saflığından, bir bir akarken görüntüler, hayallere dalıyorum.
Geçtiğin onca ışıklı yolu , ışıklı pencereyi düşünüyorum ve ne kadar çok hayat,
ne kadar çok yuva olduğuna şaşıyorum.

Seçme diye birşeyin olmadığı dünyaya, bir mucize ile düşüyorsun ya,
Belli belirsiz bir coğrafyaya,
Misafirliğine geldiğin iki canın arasına,
O canların da aynı yoldan beslenmiş hayatına,
Belki varlığa, belki yokluğa,
Belki sevgiye , belki sevgi nedir bilmeyene.

Ya da kimbilir, belki de önceden belirlenmiş, işaretlenmiş bir yere.

Bence hayatın kendisi bir büyü zaten.

Sorgulamak diye bir yola girersen çıkamadığın,
Hayal gücü denen şeyin sınırı kadar olduğun bir ilüzyon.
Ne iyi , ne de kötü ama var bir büyüsü.

Uzunluğu ne kadar olursa olsun, bir pencereden diğerine bakarken düşünürüm işte hep o seçilmişleri.
O yuvanın , o hikayenin ya da o senaryonun seçilmişlerini.
Bakarım uzun uzun görüntü kaybolana dek.
Kafamda o an ne kuruyorsam sanki hissetmiş gibi göz kırpan pencereler olur bazen.
Bilirim oraya bir enerji verdiğimi.
Tesadüfendir belki kapanan ya da açılan ışık, ama bilirim benim oradan geçtiğimi hissettiğini.
Şimdi bu odadalar der pencere, ya da az önce gittiler.
Tesadüfen.

Tesadüflerin de büyülü olduğuna inanırım oldum olası.
Tesadüfün saflığı vardır.
Gecenin oldugu gibi.

Bu da öyle bir geceden işte.
Yine tesadüfen.


13 Mart 2016 Pazar

Kahvenin kokusundan geçenler..

Zamana yetişememek ve buna hayıflanmak gibi bir derdim var bu aralar. Sanki ben ona yetişemedikçe, hayal ettiklerim, yapacağım dediklerim elimden gidiyor. Onların gittiği hissiyatı artınca da hiç hayata geçmeyeceklermiş ve beni mutlu etmeyecekmiş gibi hissettiriyoe, işte sonra da birdenbire geliveriyor ruhuma o u-mutsuzluk hali. Belalı sarmal diyorum. Prensesin sevmediği bir iklim diyorum.

Alıyorum ben hep kendime notlarımı, seviyorum not almalarımı.
Biliyorum; bu aralar çok ama çok şey biriktiriyorum. Biliyorum bir bir döküleceklerini..


Biliyorum evet; hayalleri olmalı insanın, zaman hiç sona ermeyecekmiş gibi düşünmeli, planlamalı, sonra da gerçekliğine adım atmalı.
Aklını iyi kullanıp biraz çalışkan olmalı.
Üşenmemeli, çok okumalı,en çok da gezmeli. Bilmeli olup biteni, sonra kendi mutluluğunu çizmeli öğrendiklerinden.
En basit , en sade kendini görmeli, en sade halini bilmeli, sonra daha kolay hayalleri ile kendini büyütmesi.
Fazlalıktan arınmalı. Fazla olan herşeyden.

Biliyorum, insanın gücü kuvveti kendinden geliyor, kendinin iyilik halinden, doygun halinden.
O zaman iyiye doymalı insan. Hayatındaki dengesi bu olmalı.

Zamanı ellerimden kaydıranlara not; her yeni doğan güne eksilmeden çoğalarak, şükrüm sonsuz.
Belki vakitli , belki vakitsiz olacak ama bir zamanı var elbet.

Kahveden bir yudumla, at geçen zamana bir çizik..

31 Ekim 2015 Cumartesi

Bazen diyorum..

Bazen diyorum, farkında olmadan uzaklara doğru gidiyorsun ya, an'ın içinden kopuveriyorsun ve saniyenin bilmem kaçta biri hızında bir o kadar da çarpımından kilometrelerce uzağa.
İçtiğin nefis kokulu bir kahvede yakalıyor ya bazen bu yolculuk seni, bazense eline geçen bir fotoğraf karesinde, el yazısından bir kelimede ya da duyduğun bir melodide.. Bazen de yazarına hürmet okuduğun bir kitap dürtüveriyor omuzlarından.

Hayat hep bu duraklarda es verdiğinde daha bir hızlı akıyor gibi geliyor işte. Hele ki elinde, ceplerinde, yüzündeki muzip gülümsemende bir kova dolusu yapılacak listen hala varken, daha bir sıkıştırıyor göğsünü bu his.

Bazen diyorum, madem her kendi harikalar diyarımın dönüşünde böyle oluyorum da neden bir sonraki durağa kadar da es vermeden devam ediyorum gitmeye? Sol yanımdan geçen görüntüler çizgilere dönüyor, bazense görünmüyor bile. Hep bir telaş içindeki sağ yanımla, önümdeki çarpmamam gereken görüntülerle geçiyor iki durak arası.

Bu defa başka bir sefer olur mu bu yolculuk?
Neden olmasın temennisinde mi kalır? Yoksa biri o dolu kovaya bir tekme vurmadan ve başka bazenler biriktirmeden, listeden seçmeye başlasam mı?

Bazen diyorum, çok zaman kaybettin aslında, bazen de diyorum yapma, daha neler? geçen zaman olmasaydı bu kovada sudan öte ne birikirdi? Birikenlerle başla artık. Başka duraklara kadar bekleme.

Beklememeli madem, başlayalım.
E hadi artık.

no wonder you're late. WHY? This watch is exactly two day slow! Alice in Wonderland









20 Mayıs 2014 Salı

baharla karışık, bu bir başka hava..

Belki bu şehir, belki bu deniz havasıdır neden bilmiyorum ama içimde olup bitenler bir başka bugünlerde. Ondan mı cesaret yine döndüm dolaştım yollarına, ondan mı cesaret yine sarıldım kendime, onu da anlarız bakalım. Hafiften esiyor burada meltem, hem hafiften hem denizden.
Hem hevesli hem acemi hem kırılgan bir toparlanma ya da yeniden doğmalardayım sanırım, bir de "aklı havada"lardayım ki ona hiç değmeyin, hükümsüzdür.
sonbaharda başladı, kışı devirdi ve nihayet bahar da kaçtı içime evet, fena; çok fena.
Mevsimlerden fal tutuyorum.

Zaman da akıp gidiyor mu gidiyor arkadaş..!

Benimse yüzüm gökyüzünde, hayallerim cebimde,rüzgarı nefesime katıp dolanıyorum ortalarda..
hep bi küçük zamanlara birşeyler doldurmak telaşı ile koştururken, şimdilerde sindire sindire düşünüyorum, sindire sindire alıyorum nefesi.
Kimileri için küçük ama prenses için büyük adımlarla yürüyorum sahilboyu, hergün!
hal böyleykende aktı mı akıyor bir sürü cümleyle kendince yuvarlanan hayat.

Bildiğiniz döndüm geldim ben.
İç sesime biraz anıları kattım, biraz müzik, biraz şiir, biraz hikaye ekledim;
yoluma, yanıma bilmeden yoldaş olana, daha bir gülümseyerek.
ve daha bir ışıl ışıl..



12 Mayıs 2014 Pazartesi

bu da yesil caylı güzel izmir hikayesi..

az evvel batan güneşin arkasından bakıp, halime binlerce şükrün yanına, epeydir dinlenmeye aldığım gönlümü de koydum ve sarıldım tuşlara.
yeniden izmir hayatında ise insanın, nicedir kaybolduğu ve kahrolduğu bir istanbul ise gerisinde kalan, uzun uzun denizi seyretmenin, seyrederken ne kadar akreple yelkovan kavuşması olmuştur saymamasının vardır elbet nedeni..bir yandan yeni şehir kokusunu içine çekip, bir yandan yoldan geçenleri dalıyorsan seyre, bir yandan yeşil çayını yudumlarken yaseminli,bir yandan doluyorsa gözlerin, bir yandan da işte, zamanın pahasına düşünürsün.. ne kadar çok hikaye var dersin.

Bazıları bitmiş, bazıları yarım kalmış, bazıları hala yazılan kocaman bir hikaye rulosu gibi.Çektikçe birilerine denk geliyor, geldikçe de uzun uzun düşünüyorsun.
Bazen, bitenlere yeni sonlar yazma hevesin geliyor içine, içini bir kelebek ordusu sarıyor, sonra düşünüyorsun ve hevesin kaçıyor. Biraz daha çekiyorsun , bu kez yarım kalanlara bir son yazasın geliyor, korkuyorsun, elin gitmiyor. Bazense diyorsun ki kahramanları değiştirsem, biraz da yeni kahramanlar yaşatsam, sanki olmuyor, konuk kahramanın ötesine geçmiyor, sonra büyüsü kaçıyor.

Hikayeler kendi sonlarını kendi yazıyor aslında.. senin gücün buna yetiyor mu, bilmiyorum.
Görünenle gerçeklik, yazılanla yaşanan bir olmuyor. sonra geliyoruz aynı yere. var evet, "hayatta herşeyin bir nedeni var".
Her nedenin de başka bir hikayesi. her hikayenin başka bir kahramanı.
Belki o gün bu gün değil, bu yıl değil ama var bir nedeni.
Belki de gerçekten mutlu son değil, aslolan hikayenin değeri. ama yine de mutluluk bir varış noktası değil, mutluluk verdiğin kararlarla yol aldığın bir yaşam biçimi.

Tüm şehrin ışıkları denize vurdu şimdi.
Gökyüzünde de birkaç ışık var.. hareketli. ikinci yıldızdan sağa, sonra dümdüz.. sabaha kadar gidecek gibi..


merhaba yeni sayfalar.
merhaba yeni hikayeler.
kimbilir belki bir yerlerde yeniden aynı hikaye oluverirler...