4 Ocak 2010 Pazartesi

kaptanın seyir defteri...

yıldız tarihi 2010.
aylardan ocak, günlerden dört..

bugün yorucu bir gündü, koskoca tatilin arkasından non-smiling bir cam kenarında buz gibi ve de konsantre.. bu da işin en gıcık yanı değil midir.. tatil dönüşleri.. yeni yıl tatili dönüşleri..
e tamam hoşgeldin, geldin de orijin senden mi geçiyor ey yıl! ne değişmiş bir gecede (tamamen şahsıma serseniştir) ki şimdi değişsin dünya..
korkarım sen de diğer yıl yığınlarından biri olmak üzere gün almaya başladın bile. moral bozmak gibi olmasın :)

ama senin ortak katların en küçüğüne kurban, bölenlerin en büyüğüne hayran çift sayısal duruşun yeter!

*****
bu yıl bilet dahi almadım.. ironic şarkıya malzeme çıkmasın dedim, neme lazım :)
geriye sayarken tek isteğimse sevdiklerimin hep yanımda olması oldu..
eee...artık tek satırlı dilekler, sanırım bu da otuzlara yakınlık sendromu..
sendromun ana fikri ise, ardıma bakınca sanki bir arpa boyu yol almamışım gibi oluşu..
kendime haksızlık belki, ama inanın tüm sorumlu el ve avuçtaki yutan eleman..!

boyumu aşan kararlar da yok bu kez..
yapılacaklar listesi ikibindokuzdan kalma çizilmemişlerle doluyken gerek yok.
hoş, işin alarm veren yanı, suyu bu kez akışına bırakacak sabrım da yok..
zaten herşey on ve katları olarak üzerime üzerime geliyor..

****
kaptanın seyir defteri bugün burada biter.. kaptan çok derinlere daldı..
içine yine canavar girdi,
bi huysuz, bi huzursuz..
bi aranmaklı..
;))

hayırlı seneler, hayırlı seneler!

27 Aralık 2009 Pazar

yılın son pazar ertesisi...


herkesin cevap hakkı olsun, hak yerini bulsun dedim..
iş bu karikatürsel yaklaşım; bir önceki post'a atıf, yarına en güzel gönderme, alınan fevkalade cevaptır..!

hayatın cilvesi, yılın son şanlı pazartesisi için,
bu hafta çekilmeye değer...mi.. değer..! :))

23 Aralık 2009 Çarşamba

cevaplar dostum..

bazen yanıtlamasak diyorum, keyif bizim değil mi? ya da yanıtlarını aramasak soruların.. ya da sorular olmasa da -ki burada keyfin biri bin para- biz de eksikliğini hissetmesek cevaplarının..
bi taraftan da ne kalmış ki cevapsız, şikayet sorulara olsun diyorum..

cevapsızım bu aralar okur :)
hoş henüz doğru dizilimle sormadım soruları ama işin kötüsü sormaya da korkuyorum..
yarabbi diyorum, bu ne yaman bir çelişki diyorum, ama sormuyorum.

şu yılı bir kapatalım değil mi,
zira yıllar çabuk geçiyor,
seneler mi bize dar, yoksa hayal dünyalarımız mı çok geniş, nedir..??

cevabı olan :)

15 Aralık 2009 Salı

önler iyi ama arkalar ı-ıh..

temamız yılbaşı bu akşam..süsleri ağacıma özenle asarken, bir sene daha mı dedim.. şaka mı bu!
yine daldım, yine duruldum..
bi gülümsememde boğuldum, bir ağaç dallarının taşıma kapasitesi ile boğuştum..
çok güzel oldu!

aslında, önyüzün düzenlemesi bu ama benim ruhumun arka tarafları biraz dar bu akşam okur, niyesini bilmiyorum..
oysa ki salonum ışıl ışıl oldu, ağacım birbinden şirin ve parlak süslerle, bir yanıp bir sönen ışıklarıyla bana enerji vermek için nasıl da çırpınıp duruyor... yerim seni beeenn :)
ama benim ruhum dar, açım dar..
geniş ovalar ihtiyacındayım... yani sanırım...


belki de biliyorumdur.
amaaann..dünyamız kendimize yalan be okur..
bazı şeyler yapıştı mı ayrılmıyor yakandan, bazı düşüncelerse kafandan..
onlardan heralde, boğazlı kazak giymişim gibi daralmışlığım..

******

ben ki hiç sevmem, acaba kedi mi alsam bir de...? malum, bir kedim bile yok..

7 Aralık 2009 Pazartesi

ömürlüktür bazen bir aralık dediğimiz..

aralıktan aralığa fark vardır. Bir aralık oluverir bazı şeyler, ya da bir de bakmışsın aralık oluvermiştir.. zaman zaman bu aralıklar, zaman zamansa sene-i devri olan aralıklar hüzünlendiriyor içimi.. ne geçen zamana, ne de aralıklara dur diyebiliyorsun..

artık gittikçe hikaye kitabının sayfalarını çoğaltıyoruz.. kah güle, kah hüzünlene..ben de dırdırlanmayı kesip, artık renkli hikayeler yazayım diyorum..baktım sürpriz yapan yok, bu da benim kendime "beklenen" sürprizim olur! durduk yerde iyi ki doğarım okur, belli mi olur...

öyle ya, tarihin bazen tekerrürden ibaret olduğu zamanlarda, bir aralık çıkıveren geçmişe buruk bir gülümsemeyle bakmaktansa, yeni hikayelerle yoğrulmak gerekebilir.. mehmet abi'nin akerdeonuna geçmişten gelen tereddütlerle eşlik ederek, belki de yeniden "mihrabım diyerek"...


arada bir tazeleyelim olanı biteni..
yine yolumuza devam edelim..
bu da,
ömürlük aralıklara..
haydi "boncuk" hepberaber!


29 Kasım 2009 Pazar

sepet sepet yumurta, sakın beni......neydi?

acaba diyorum; hafızaya bazı noktaları unutması için verdiğimiz komutlar, biz farkında olmadan güncel yaşam verilerini de mi siliyor.. yoksa henüz otuzuna gelmeden bu körpecik beynimiz otuzbin bakımı mı istiyor..

gerçekten birçok şeyi hatırlamıyorum okur; durum çok feci.. sosyal hayatıma darbe vurulacak birgün diye ödüm kopuyor.. ama yok..! kısa bellek zaten yanmış, uzun bellek sürekli yan çizerekten, olmuş minik bir kelebek, dur bir dalda uçmak ne demek tembelliğinde... lafın kıssası tırtıl zamanlarda kelebek zamanlarda kayıp.. hissesi; çalıyorum mayayı, ya tutarsa hesabı...
yoksa dinleme cihazımda mı sorun var :(

şimdi diyeceğim;
şehrin koşturmacası, dur durak bilmeyen işler.. yetişmeyen bakiyeler.. kendi kabuğunda yaşam savaşı, yapanlar bozanlar, yıkanlar, toplayanlar.. tekrar saran filmler, yanan görüntüler, yeni çekimler.. alanlar, satanlar, çingene işi pazarlıklar.. desibelli gürültüler, deli edercesine sessizlikler.. kalabalık ya da bir başınalık.. yabancı kalmak ya da aşinalık.. atanlar, tutanlar, takanlar, alınanlar... gerçekler, taslaklar.. baskı, stres, rot balans ayarsızlıkları..
sayacak tonlarca çeşit bahanesi de var elimizde...

ama sus payı verip, buna "yaşam" diyorlar..!


********
iyi de suyun altında da yaşamıyorum ki.. :))

26 Kasım 2009 Perşembe

karanfilli tarçınlı çay kokusu ve mutlu bavullar..


Mevsimsel olduğuna inanmak istediğim gribal durumlar beni de sardı, hayırlı uğurlu olsun.. ama ne varsa bitkilerde var... canım annemin şahane karışımları uzaktan da olsa pek iyi geldi.. karanfilli zencefilli tarçınlı çayın mucizesi ile birleşen c vitamini kürüm sayesinde, yıkılmadım ayaktayım :)
mütemadiyen uyuduğum (uyumak ne kelime ruhum adeta teslim) zamanların da hakkını yemiyeceğim.. yüzde büyük bir çoğunuğum bilinçaltımda yaşandı şu birkaç gün.. hem de dolu dolu bir haftaya bedel ;))
veee kareli pijama-kocaman hasta kazağı-at kuyruğu saç ve ayakta kopekli paduflar! ahah, bu da tamamlayıcı unsurlardan oluşan ve hastalık modası dediğimiz şey oluyor.. en casual'ından..
*****
hafif burun tıkanıklığıyla iyi ki şirin kasabama uçakla değil otobüsle gidebiliyorum diye şükrederekten, valiz hazırlamakla meşgulüm.. zira basıncın kulaklarımı delip geçecek etkisi bir sefer boyu yakınımda dahi olmayacak.. allah korusun, vertigosu var bu işin kuzum...evlerden uzakk..!
*****
konsepti her ne kadar üzücü olsa da herkese sevdikleriyle birlikte mutlu bayramlar, seyrüseferlere keyifli yolculuklar, iyi dilekler, güzellikler diler piiiirenses..
ve bir ıslık tutturup ("cuma günleri valiz hazırlamak gibii.."melodisiyle), tatil gününün hafifliği üzerinde, mutlu mutlu valiz hazırlığına kaldığı yerden devam eder..